Mittwoch, 30. Juli 2008

02082008


philipp baba olduktan sonra, yanindaki hatunu beyaz giysiyle de görebilicek.. kilise dügünü..

ya dicem philipp, az mi kizarirdin 7 yas hatun sürüsüyle pesinden kosarken, 7 yasinda da hatunluk oluyomus, oluyodu, fosforlu renkli kazaklarla, hatta en cok da o dönemde etekli dolasirken, mel & kim taklidi yaparak her 2 günde 1, respektibil, umursamadan, en umursuz, gummitwist arkadaslari görücegim gün olucak ayni zamanda.. bi kilise icin bi de onlar icin gidicem, bakalim neymis.. 4000 kisilik köyüme gideyim bakalim, tas oynamamistir yerinden, oensingen hala oensingen.. bayramda astiklari bayraklar da aynidir.. ölmediyse, ders arasinda kirmizi eksi tatli nudelnlari aldigimiz kiosktaki kadin bile aynidir.. yapisik, bi de benimkiler extra terli, ellerle el isi dersine devam.. yün ve sis ciyk ciyk o dakka.. kikir kikir, ve önemlisi umursamaz..

"
but ask me why, and I'll spit in your eye"

Mittwoch, 23. Juli 2008

a la main


".. seni hatırlarım, başka bi sen ararım..
küçük odamda, aşk için yaptıklarım..

geceleri tv, açık kitap sayfaları..

düşününce..

düşününce..

tüm yaptıklarım senin için.."


dlya ti.. für dich.. pour toi..
esto es para ti..
lo hago por ti..

dinlerken yazmak istedim.. tam hissettiklerim diil, zaten hissettiklerimi yazmaya başladığım an, hisin yerini başka bi duygu alıyo, değişiyo, sürekli.. şimdiki gibi..

"ne kadar uuraşsam da seni aklımdan atamam.."

bunu her zaman yazarım.. burdaki his sabit.. bu his sabit.. sabit bi his bu.. değişiceğini hiç sanmıyorum..

pour toujours.. gayet!

bague en brillant


- hab den ganzen tag schon drauf gewartet, dir das paekchen zu geben..
- du bist so unglaublich

- .. es ist gar nicht so einfach, eine frau wie dich zu beeindrucken
- (schweigt, grinst, blickt vom fenster raus)
(es klingelt, diiididiidididiiidumtrackkztyen)
- oh, tschuldige bitte, ist von der arbeit..
- kein problem, geh ran
- ja.. dann geben sie den ordner doch bitte herrn müller weiter, er kennt das thema, un
d bitte ruft an, falls ihr nicht weiterkommen solltet.. bis morgen ...tja, feierabend, aber man kommt nie so richtig los vom geschaeft..
- ja, muss wohl sein, wenn man eine wichtige persönlichkeit ist, in der firma

- aber lassen wir das jetzt, was machst du denn so gerne? was kaufst du am liebsten ein?
- hab eine porzellanschwaeche, oder schmuck.. da könnt ich stunden damit verbringen, mir die farbigen glitzerkeiten anzuschauen..

- öffne bitte das paekchen
(es klingelt, diiididiidididiiidumtrackkztyen)

.. oh tschuldige bitte..
(sie zeigt ein gesichtsausdruck zwischen bewundern und schmollen)
- ja, herr m
üller weiss da bescheid.. ich red dann morgen mit ihm.. ok? bis morgen..
- es ist ein bezaubernder ring.. vorallem das grüne..
- ja, verzeih mir bitte wegen den anrufen, aber ich kann nicht anders

(sie schweigt, la
esst sich von den menschen im cafe ablenken, schaut aus dem fenster raus)
(es klingelt, diiididiidididiiidumtrackkztyen)

- tschuldige bitte.. ja herr müller, schön dass sie anrufen, wir müssen morgen dringend sprechen.. es geht um den fall bambolastryahikanovic.. um 7uhr30 in meinem büro da
nn.. bis morgen..
- jürgen
, nimms mir nicht übel, aber ich glaub, es ist besser wenn wir jetzt gehen..
- sandra, es tut mir leid, lass es mich wieder gut machen bitte.. du weisst..

- ja ich weiss.. ich muss jetzt gehen

(es klingelt, diiididiidididiiidumtrackkztyen)

Je me vis dans le miroir...et...


- hepsiyle mi konuşucaksın?
- ja wieso nicht?
- mümkün mü böyle bişey?
- fast unmöglich..
- hep açık kapı bırakıyosun..
- ein versuch isses doch wert oder?
- emin diilsin yani..
- da irrst du dich, bin mir so ziemlich sicher..
- etrafına bi bak, umudunu çoktan yitirmiş olman gerekirdi..
- so schnell geb ich nicht auf.. du kennst mich..
- hem de nasıl!

nail-road-wall


ya philipp dedim, bırak bu işleri, beceremiyosun dedim, kırmamak için çok çabaladım ama bu kadarı da rezillik dedim, kendine gel dedim ya, bi kendine gel.. aldı boyayı, fırlattı yere, üstümüze sıçradı bi kaç damla, çık dedim dışarı çık, al boyalarını, olucak gibi diilsin, hala bira diyosun patlıcan ezmesinin yanına, bi kaç tur at, dön dolaş, öören, öörenirken de uzaklaş mümkünse dedim.. bi yerlere vardıysa iyi, jakobsweg iyi gelebilir demiştim.. belki yolun üstündedir..

daha fazla türkçe yazcak durumda diilim, burnum akmaya başlıyo yazdıkça.. sonbahara az kaldı nasolsa.. şimdiden..

Freitag, 18. Juli 2008

cowboys in vals


"...they seem tough
but it's just a bluff
somethings aren't hard to tell.."

vals olur, kadıköy olur, genelde böyledir.. dön dolaş, oyunbozan bisiklet zinciri gibi..